19 Ocak 2011 Çarşamba
Sevgili
Çok zor olaylar bunlar hacı. Olacak iş değil yani. Sevgilin olmasa bi dert olsa apayrı bi dert. Sevgilin yokken daha rahatsındır aslında. Kimseye karşı bi sorumluluk vs. taşımazsın. O yüzden hayat sana güzeldir. İstediğini yaparsın. İstediğin zaman istediğin yere gidersin. Ama sevgilin olunca yapamazsın bunları. Çünkü işin ucunda trip var. Bir trip atmaya başladılar mı bittin zaten. Öyle her etkinliğe katılamazsın. Katılacaksan bile onun önceden haberinin olması lazım. Ama o öyle mi yapar ? ASLA. Kendi gider habersiz takılır arkadaşıyla, gezer tozar. Sen anca aradığında öğrenirsin bunu. İşte bu yüzden zordur sevgililik. İyi yanları da var elbette. Ama özgür bi adam hiç bir şeye bağlanmayan bir adamdır. Ben buna inanırım hocam. Eski denizcilerin bi tabiri vardır : "Kadın uğursuzluk getirir". Aynen katılıyorum bu lafa. Öyle hayatının her anına yaymayacaksın kadını. Ama sevgilin olacaksa da aldatmayacaksın arkadaş. Aldatılmak var ki bir de hiç sorma aq. Neyse işte sevgili olayları tabiri caizse iki ucu boklu değnek.
11 Ocak 2011 Salı
Evlilik
Bir insan neden evlenmek ister ? Hakkaten sevdiği için mi yoksa toplum baskısı mı ? Kendi adıma konuşayım: Ben evlilik düşünmeyen bir insanım çünkü evlilik sadece bir imzadan ibaret. Ama maalesef ki ülkemizde evlenmeden aynı evde kalamıyorsun sevdiğinle. Dışarı bile çıkamıyorsun kimi zaman. Çok saçma. Bir imzayla mı değişiyor beraber yaşamaları gerektiği veya dışarıda elele gezmeler ? Ciddi anlamda mantığım almıyor bunu.
Bu konuyu herhangi biriyle konuşmaya kalksan "sorumsuz, evlilikten kaçan" biri olarak anılırsın. Hayır, alakası yok. Ben sadece imzaya karşıyım. Zaten evlilik denen müessese bana göre imzayla kazanılan bir şey değil. Ama işte şu toplum baskısı. Sevgilin olduğunu açıkladığın an gelecek ilk soru "Ne zaman evleniyorsunuz?". Cidden çok sıkıldım bu tarz muhabbetlerden. Ayrıca benim ruhum anarşist arkadaş. Ben gelemem öyle sistemsel şeylere.
Neyse ne bok yerseniz yiyin umrumda değil.
Bu konuyu herhangi biriyle konuşmaya kalksan "sorumsuz, evlilikten kaçan" biri olarak anılırsın. Hayır, alakası yok. Ben sadece imzaya karşıyım. Zaten evlilik denen müessese bana göre imzayla kazanılan bir şey değil. Ama işte şu toplum baskısı. Sevgilin olduğunu açıkladığın an gelecek ilk soru "Ne zaman evleniyorsunuz?". Cidden çok sıkıldım bu tarz muhabbetlerden. Ayrıca benim ruhum anarşist arkadaş. Ben gelemem öyle sistemsel şeylere.
Neyse ne bok yerseniz yiyin umrumda değil.
1 Ocak 2011 Cumartesi
Yeni Yıl Umutları
İyi ki bi geldi şu yeni yıl aq. İnsanların artık umutları bitmez. Şahane istekler var ama ha.
- Yeni yıl bana iş getirsin : Be insan sen gönüllü olmadıktan sonra yeni yıl sana n'aapsın ? İlk önce çalışmaya götün olacak. Sonra adam akıllı iş arayacaksın. Hem yeni yıl niye iş getiriyor sana ? Batılmısın nesin anlamadım ki.
- Yeni yılda yeni bir aşk istiyorum : Pezevenge bak sanki karpuz alıyor pazardan. Ulan bu işler gönül işleri. Öyle istiyorum demekle olmaz. Eğer aşık olmak istiyorsan ilk önce kendi hayatını düzenle. Herşey yolunda gidiyorsa de "ben yeni bir aşk istiyorum" diye.
- Yeni yılda bir çocuk istiyoruz (Evliler vs.) : Yorum yapmak istemiyorum bu konuda aslında. Yeni yıl bir şekilde yardımcı olabilir sizin çocuk yapmanıza ama o da sizin çocuğunuz olmaz.
- Yeni yıl bana araba versin : Sen ilk önce çoluğunu çocuğunu doyur, kenara para atmaya başla. Zaten istediğini alırsın o saatten sonra. Yeni yılla bir alakası yok bunun.
Bunun gibi bir sürü dilek vs. var daha. Nasıl bir ırkız ki zamandan bu tip şeyler talep edebiliyoruz. Yeni yıldan umutlu olan insanlar var bir de. Onlarda şahane. "Bu yıldan umutluyum. Herşey şahane olacak". Yahu bugüne kadar iyi olmamışsa demekki sende bir sorun var demektir. Neden hep karşı tarafa atıyorsun ki suçu. Hayatın kötü gidiyor ama bunun sorumlusu hep geçen yıllar aq. Yok ya. Olmaz öyle iş. Adam olun yeni yıldan bir şey istemeyin. İlk önce kendinize bakın. Hadi selametle.
- Yeni yıl bana iş getirsin : Be insan sen gönüllü olmadıktan sonra yeni yıl sana n'aapsın ? İlk önce çalışmaya götün olacak. Sonra adam akıllı iş arayacaksın. Hem yeni yıl niye iş getiriyor sana ? Batılmısın nesin anlamadım ki.
- Yeni yılda yeni bir aşk istiyorum : Pezevenge bak sanki karpuz alıyor pazardan. Ulan bu işler gönül işleri. Öyle istiyorum demekle olmaz. Eğer aşık olmak istiyorsan ilk önce kendi hayatını düzenle. Herşey yolunda gidiyorsa de "ben yeni bir aşk istiyorum" diye.
- Yeni yılda bir çocuk istiyoruz (Evliler vs.) : Yorum yapmak istemiyorum bu konuda aslında. Yeni yıl bir şekilde yardımcı olabilir sizin çocuk yapmanıza ama o da sizin çocuğunuz olmaz.
- Yeni yıl bana araba versin : Sen ilk önce çoluğunu çocuğunu doyur, kenara para atmaya başla. Zaten istediğini alırsın o saatten sonra. Yeni yılla bir alakası yok bunun.
Bunun gibi bir sürü dilek vs. var daha. Nasıl bir ırkız ki zamandan bu tip şeyler talep edebiliyoruz. Yeni yıldan umutlu olan insanlar var bir de. Onlarda şahane. "Bu yıldan umutluyum. Herşey şahane olacak". Yahu bugüne kadar iyi olmamışsa demekki sende bir sorun var demektir. Neden hep karşı tarafa atıyorsun ki suçu. Hayatın kötü gidiyor ama bunun sorumlusu hep geçen yıllar aq. Yok ya. Olmaz öyle iş. Adam olun yeni yıldan bir şey istemeyin. İlk önce kendinize bakın. Hadi selametle.
Yeni Yılmış? Peehhh.
Malum dün gece yılbaşı eğlentisi vardı. Normalde hiç gelemem böyle partilere ama arkadaşın ricasıyla gidelim dedik. Benim için anlamı olan bir gece değil. Bana göre yılbaşını kutluyorsak 13 Mart'a gireceğimiz günü de kutlamamız gerekir. Her neyse partiye giderken bir t-shirt bir de kot giydim haliyle. Aman yarabbi, partiye bir gittim. Bayanlar bütün alışverişlerini Champs Elysees'den(Şanzelize) yapmışlar sanki. O kadar şatafatlı. Ortamdaki parfüm kokusundan bahsetmiyorum bile. Erkeklerde gelmeden önce bi beymene, ondan sonra da sarara uğramışlar belli. Ortamdaki tek t-shirt - kot kombinasyonuna sahip kişi bendim. Arkadaşıma sordum "Niye bu kadar ağır giyindin?". Verdiği cevap harikuladeydi : "E yılbaşı gecesi olm". Daha da üstelemedim çünkü acayip mutlu lan adam. "Heyooo yeni yıla girdik oh oh şahane" diyip duruyordu. Ha bir de geri sayım yapıldı, yeni yıla girildi. Bundan sonra olan şeyler çok garipti. Masadaki herkes birbirini tebrik etmeye başladı. Niye lan ? Mecbur bende tebrik ettim herkesi ama inan ki nedenini bilmiyorum. Sonrasında herkes oturdu. Çiftler yiyişmeye başladı, tek olanlar da göz ucuyla onları izlemeye. Sahnede de canlı müzik vardı. Epeyce onları izledim bende. Ne zaman Ajda Pekkan'ın Bambaşka Biri şarkısını çalacaklar derken pat diye başladılar çalmaya. Ya aslında eğlenceli bir geceydi benim için. İnsanların sadece bir gece için ne masraf yaptıklarını görmek beni hem sevindirdi hem de şaşırttı. Aklıma gelmişken söyleyeyim. Bir de masalar arası gösteriş yarışmaları var. Karşı masadan birisi masaya votkamı açtırıyor. Hemen diğer masa da rakı istiyor bir şişe. Çanta yarışmaları da vardı. Ama benim favorim arka masadaki kızın Louis Vitton çantasıydı açıkcası. Yahu bu kadınların hali n'olacak böyle ? Lan sen oraya eğlenmeye gelmişsin. Niye hemcinsinin elbisesine bakıyorsun ? Sonrada sevgilisine dönüp o kız hakkında bok atmalar başlıyor : "Şuna bak minicik elbiseyle gelmiş kaşarmıdır nedir?". Toplayıp tornacıya vereceksin böylelerini. Çalışsınlar da yaz tatilinde akılları başlarına gelsin. Demem odur ki yılbaşı gecesi denen şey bence dünyanın en pahalı ve gereksiz hedesidir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)