28 Nisan 2012 Cumartesi

Kararsızlık

Şu sıralar inanılmaz bir kararsızlık içerisindeyim. Belki sen olsan yardım ederdin bana. Geleceğimle ilgili iki farklı yol var önümde. Bir tanesini seçmek zorundayım ama doğru olan hangisi onu tam olarak bilmiyorum maalesef. Artık yuvadan uçma zamanı geldi. Bunu hissedebiliyorum. Sanırım hiç bu kadar emin hissetmemiştim bu konuda kendimi. Sen gittin gideli ben çok değiştim aslında. Kendi yaşamım hakkında önemli kararlar almaya başladım. Bunu benim yerime sen yapıyordun zamanında. Ha bu arada çantanda ki bana yaptırdığın muskayı buldum. Ama içinde ne yazıyor hala okutturamadık bilen birisine. Sana ait bir çok şey var o çantada hepsini saklayacağım özenle merak etme. Neyse konumuz bu değil şimdilik. Belki de hiç gitmeseydin, bu iki yol bile çıkmayacaktı önüme. Çünkü sen beni çoktan bir yola sokmuş olacaktın. Hayat işte.

5 Nisan 2012 Perşembe

Beynimdeki TDK Yetkilileri

Bugünlerde şunu farkettim; birisi yanımda bir kelimeyi yanlış söylediği zaman dayanamıyorum hemen atlıyorum lafın ortasına doğru şekilde telaffuz ediyorum. Neden yapıyorum lan ben bunu ? Örneğin birisi şemsiye yerine şemşiye -ki bununla çok karşılaşıyoruz- dedi. O an beynimde ki Türk Dil Kurumu yetkilileri hemen aşırı derecede sinirlenip "bu ne küstahlık" dercesine beynimin tam merkezinde tartışıyorlar. E tabi bende doğal olarak beynimdeki bu tartışmayı bitirmek için sesli veya kısık sesle hemen "şemsiye olacak o" diyorum. "Neden yapıyorum" dan öte "Neden beynimde TDK yetkilileri dolaşıyor". Bir de bu aşırı derecede benim hayatımı etkileyen bir şey haline geldi. Örneğin; bir kızla yeni tanıştım. Belki hayatımın aşkı. Belki evleneceğim insan ama sadece o kelime hatasını yapana kadar. O andan itibaren bırak sevgiliyi, yüzüne bakıp selam verdiğim insan dahi olamaz. Takığım arkadaş bu konuda. Dayanamıyorum. Bir kaç kişinin "be aq evladı sen çok mu düzgün konuşuyosun" dediğini duyar gibiyim. O yüzden bu yazıda çok açık vermedim.