Rule
16 Ağustos 2015 Pazar
Sinek
En güzeli sinek olmak. Hemde kara sinek. Yeterince sinir bozucu ama bir o kadar da yakalanamayan. Tek derdin milletin kulağında vızıldamak ve masanın üstünde unutulmuş bir bardak varsa kenarlarındaki şekerlenmiş meşrubatı tırtıklamak. Okuldur iştir böyle bir derdin yok. Hayattaki tek sıkıntın sinek ilacı. İnsanların sırf kendisini iyi hissetmesi için yaptığı dalavereler, siyasilerin iki oy daha fazla almak için ülkeyi kaosa sürüklemeleri veya her gün haberlerde farklı bir katliam görmek seni bağlamaz. Çünkü senin duyguların yok. Çünkü senin için bu hayattaki en önemli şey bardağın kenarındaki şekerlenmiş meşrubat. Hava kararınca inzivaya çekilir yatar uyursun. Çünkü senin uykusuz kalmanı gerektirecek bir problemin yok. Çünkü sen olumsuz bir durum yaşamadın. Sabah uyanır mesaine devam edersin gene. Peki ama bu dünyaya yararın ne olacak? Sadece sinir bozmak için gelmiş olamazsın bu dünyaya. Seninde bir amacın olmalı. Ekolojik denge klişesini bir kenara bırak. Böyle yaşamak mümkün mü sence? Sen koltuğun kenarında öylece oturup ağzını yüzünü temizlerken dikkat et. Belki birisi seni, elleriyle öldürmek için tetikte bekliyor olabilir. Çünkü en nihayetinde sen götünde bir sürü kurtçuk taşıyan pislik bir yaratıksın. Tıpkı o kendisini iyi hissetmesi için, vicdanını rahatlatması için dalavere çeviren insanlar gibi; tıpkı o iki oy daha fazla alabilmek için ülkeyi kaosa sürükleyen siyasiler gibi.
14 Şubat 2015 Cumartesi
Doğmamış Çocuğa Nasihatlar
Kız mı olacaksın erkek mi bilmiyorum ama kesinlikle şanslı olacaksın. Sana bu hayatta verebileceğim en büyük şey senin iyi bir insan olmanı sağlamaktır. Çocukken istediğin şeyler alınmadığında benden ve annenden nefret edeceksin. Ama öacımız seni mutsız etmek değil. Aksine o istediğin şey sana bir yarar sağlamyacağı için almayacağız. Hayatında ilk kez birini sevdiğinde, onu hayatının tam merkezine koyacaksın. İşte bu yüzden de ayrıldığında çok ağlayacaksın. Ama merak etme karşına çok daha iyisi çıkacak. Dünyanın kanınu böyle. Sana vereceğim diğer bir nasihat da şudur: hayvanları çok sev. Çünkü biz onların dünyalarına müdahale edip kendi egolarımızı tatmin ettik. Onların da istediği tek şey sevgi. Tıpkı biz insanlar gibi. Sen üniversiteye gittiğinde "hayatın tadı"nı çıkaracaksın. Çok hızlı yaşayacaksın. Yapma demiyorum. Çünkü bunlar senin yaşayıp, görüp tecrübe etmen gereken şeyler. Benden korkma. Sadece kendine saygı duy. Sen kendine saygı duyduğun sürece sen ne yaparsan yap, annenle ben her zaman arkanda olacağız. Bu dünyada, belki gerçekleşmeyecek bile olsa bir amacın, bir hedefin olsun ve bu amaç doğrultusunda yaşa. Karşına türlü türlü insanlar çıkacak. Nabza göre şerbet vermeyi ama herkesi memnun edemeyeceğin gerçeğini öğreneceksin. İlk paranı kazandığında götün kalkacak. Kalkmasın demiyorum. Bunlar normal şeyler. Hayatı içinden geldiği gibi yaşa. İmkanın varsa, o an ne yapmak istiyorsan onu yap. Zaman çok çabuk geçiyor çünkü. Babanı örnek al ve sonradan "keşke" diyeceğin şeyler yapma. Bu hayattan yediğin tüm kazıkları tecrübe olarak say. Sana bu yazdıklarımı okuduğunda belki içerde televizyon seyrediyor olacağım. Ya da işten hala dönememişimdir. Belki de çoktan ölmüşümdür, bilmiyorum. Ama ne olursa olsun sen hep "iyi evlat" olarak kalacaksın benim gözümde. Çünkü sen benim çocuğumsun. Neyse genç, babanın gece nöbeti var ve uyuması lazım. Hadi sana iyi geceler.
1 Şubat 2015 Pazar
Deneme 4
Genelde nedense hep saçma ruh hallerindeyken yazıyorum bu yazıları. Hep mantığımla duygularımın çatıştığı günlerde. Bugün ki çatışmam biraz farklı. Geleceğimle alakalı artık bu çatışma. Bazen cidden çok yoruluyorum. Bu hayatta"iyi bir insan" olmanın çok bir faydası yok diye düşünüyorum artık. Bu beynimle kalbimin anlaşabildiği tek ortak nokta. Kafamda sürekli aynı ses: "iyisin de ne oluyor?". Smylenecek çok şey var ama yazacak çok bir kelime yok maalesef. Ruh halim artık beni yiyip bitirmeye başladı. Manik depresif olabilirim sanırım. Bir günüm bir günümü tutmuyor artık. Beynimin içini kemiren bir fare var ve beynimden söküp atamıyorum. Özgürlüğümün alıkoyulması da beni daraltıyor artık. 8 aydır her gün aynı şeyler. Sabah kalk çay iç, sigara iç, sonra bir daha çay ve sigara iç. Dağa taşa bağırasım var artık. İşin özü herşeyden çok yoruldum artık. İşte mantığım burda devreye girip "saçma sapan konuşma la" diyor. Hak vermiyor değilim aslında. Ama inan ki çok daraldım. Bu yazıyı yazarken bile daraldım. Neyse hadi kaçtım ben. Yarına güzel başlamak dileğiyle...
15 Kasım 2014 Cumartesi
Deneme 3
Yine ne yazacağımı bilmeden başladım yazmaya. Konunun aslında çok da bir önemi yok. Kendi kendine bir giriş gelişme sonuç çıkacaktır ortaya. Aslında hiç bir şey yazmak istemiyorum. Ama bir yandan da birşeyler yazmam gerektiğini düşünüyorum. Sanırım yine mantığım ile duygularım çatışıyor. Artık ikisine de söz geçiremez oldum. Tamamen kendi istekleri doğrultusunda benim hayatımı yönlendiriyorlar. Bu aralarındaki çatışma benim hoşuma gidiyor aslında. Şu anda yazarken bile "öyle yazma" diye baskı kuruyor. Bazen sallamiyorum ikisini de. Ben acaba şizofren olabilirmiyim ? İçimde bir "Duygusal Togay" var, bir de "Mantıklı Togay". Şizofrensel de koy gotune be Togaycığım. Sen kendi dalgana bak. Neyse konu değiştiriyorum. Şu tv programlarına ayar olmaya başladım iyice. Televizyon artik cidden sacma sapan bisey haline geldi. Amaaan beğenmedim ben bu konuyu. Şimdi o kadar yazılan şeyi silmekte olmaz. Moralim bozuldu. Gidiyorum ben.
6 Kasım 2014 Perşembe
Düşünceler Serisi vol.3
Sanırım tarot fallarına inanmamak gerekiyormuş. Ulan tarot falı ne zaten amk. Biraz kendine gel. Ne bileyim hacı. İnsan ister istemez inanıyor işte. Yine kaçasım var ama nerde sende o cesaret. Sen anca kusursuz plan kurarsın. İcraat yok sende hacı. Ulan ben eskiden böyle değildim ya. Sana hiç söz hakkı vermezdim. Herşeyi kendim hallederdim. Noluyo olm sana geldin zınk diye hayatımın içine sıçtın. Biz mutluyduk lan böyle. Lan sikik esas ben olmasam sen bi bok yapamazdın. Yalnız yalnız takılırdın. Yalnızda olsak mutluyduk be hacı.Kafamıza göre yaşıyorduk en azından. Hiç bir müdahalen olmadan. Ya bi de böyle dene bakalım. Belki böyle daha mutlu oluruz. Lan burnumuz boktan kurtulmadı. Daha ne mutluluğundan bahsediyorsun sen. "Sabreden derviş muradına ermiş" derler bi bekle hele. Iyi tamam bekliyoruz zaten. Olm benim senden tek kurtuluş yolum seni gırtlaklayıp öldürmem olacak. Ona da ben yani mantığım izin vermiyor zaten. Olm bırak şu mantığı falan. Kendini bana bırak. Bak göreceksin on numara yaşayacağız hayatı. Dur amk kafam ağrıdı. Gerçekleri kaldıramıyorsun artık. Bak sende değişmeye başladın. Olm bi git. Adamın uykusunu getirdik tartışa tartışa. Rüyasında benim yanıma gelecek biliyorsun. Her zaman rüyalara etki ederim. Lan amk çocuğu bi rüya olayın var zaten. Ooo sinirleniyorsun. Sanane lan at kafası. Hadi hadi uyuyacağı 2 saat zaten. Ben geri getiririm sağ salim şekilde. Lan siktir git.
8 Ocak 2013 Salı
Ölümler ve Zaman
Her şeyin iyi gittiğini zannedersin. Bir anda bir aksilik çıkar ortaya. Bütün hayatını alt üst eder. En iyi örneği; ölüm. Yakın birisini kaybettiğimizde hep çaresiz oluruz. Ne yapacağımızı bilemeyiz. Eğer ki kaybettiğimiz çok yakın birisiyse "keşke ben ölseydim" bile diyebiliriz. Ama işte öyle değil. Bir laf vardır çok severim; beni öldürmeyen şey güçlendirir. Hep bu felsefeyle yola çıktım. Her gördüğüm ölümde haliyle daha da güçlendim. Ama ya o ilk ölüm ? Ömrünüzde ilk defa size yakın birisini kaybettiyseniz, işiniz çok zor demektir. İlk 1 ay her gece rüyanızda görürsünüz. Artık ağlamanın çok bir fayda sağlamadığını gördüğünüz zaman, her gece onun fotoğrafına bakıp uyursunuz. Sonra mı ? Sonrası "zaman"ın işi. Zaman öyle bir ibnelik yapıyor ki bizlere, en fazla 5 sene içinde ölen kişinin tipini ve sesini unutturuyor. Fotoğraflara baktığınızda artık ölen kişiyi tanımıyormuş gibi hissedersiniz ya da siz doğmadan çok önce ölen birisi gibi görürsünüz. Zaman maalesef ki böyle. 2. ölümde daha metin oluyor insan. 3-4 derken peşi sıra geliyor zaten hepsi. Sen ölene kadar zaten içinden bir çok şeyi alıp götürüyor zaman. Daha bir umursamaz oluyor insan. Ama bunun aksine daha bir öz güveni yerinde oluyor. "Amaan 2 günlük dünya, koy götüne" gibi laflar çok kullanılır bu tip durumlarda. Kendimden örnek vermek gerekirse; bugüne kadar 10dan fazla ölüm gördüm ve bunların 3 tanesi çok yakınımdı. Eski ben ile şimdiki beni karşılaştırdığımda arada dağlar kadar fark görüyorum. Eskiden daha bir duygusaldım. Her şeyi çok fazla kafaya takardım. Klasik hayallerim vardı. Üniversite bitince askerlik, sonrasında bir eş, sonrasında da evli, mutlu, çocuklu bir hayat. O zamanki hayallerimde çocuğumun ismi bile hazırdı. Ama işte diyorum ya eski ben. Şimdiki bende ise işler biraz farklı. Daha önemli şeylere kanalize olmamı sağladı bu ölümler. Boktan bir evlilik, asgari ücretli yaşam sürmek bana göre değil artık. Ben yolun beni götürdüğü yere gidiyorum. Bu iyi de olabilir, kötü de. Ben sadece önümdeki yolu takip ediyorum. Bu yolda ne varsa onu yaşayacağım. Önümdeki basamağın ne olduğunu bilmiyorum ama ne yapacağımı biliyorum. Her şeyden önemlisi de bu değil mi zaten ? O yüzden lafım sana, ölümler ve zaman senin en büyük öğretmenin, yol göstericin olsun.
20 Eylül 2012 Perşembe
Sana..
Bugüne kadar çok kötü günlerim oldu. İçinden nasıl çıkılması gerektiğini bilmediğim günlerim. Bunların yanında çok iyi günlerim de oldu. Ama sen, koşulsuz hepsinde yanımdaydın. Hep beni mutlu etmeye çalışıyordun. Yıllar önce ilk karşılaşmamızda anlamıştım aslında bu denli iyi biri olduğunu. O zamanlar ikimizde küçüktük. Ama birbirimizi sevmiştik yine de. Hasta olduğum günlerde bile yanımdan ayrılmadın. Ben sana karşı o kadar vefalı olamadım ama sen bunu hiç sorun etmedin. İyi veya kötü her anımda yanımdaydın. En korktuğum gün senin hastalandığın gündü. Bizim aramızda bir bağ var ve bu bağ baki. Toprak olup gitsek bile ikimizde birbirimizi unutmayacağız. Yahu sen nasıl unutulursun ki zaten ? Sen bu dünyada benim en sevdiğim şeysin. Senle aramıza hiç bir şey giremez. Şu an içeride oturmuş, sana bu yazdıklarımdan habersiz takılıyorsun. Birazdan yanına gelip senin o güzel gözlerine bakacağım. Ellerini tutup, seni sevdiğimi söyleyeceğim. Ve bunları söylediğimde sen bana hiç bir şey demeden gözlerime bakacaksın. Yanaklarını ellerimin arasına koyup sende benim gözlerimin içine bakacaksın. Bu yazı sevgili kedime ithaf edilmiştir. Onun için bu yazdıklarım az bile.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)